KX-1 İçeriğinde bulunan bitkiler;

Dut Yaprağı ,Nilüfer Çiçeği ,Güvem Meyvesi ,Selam Otu ,Deniz Yosunu Yaprağı ,Kırmızı Mantar ,Mahlep ,Sinameki Meyvesi Kabuğu ,Sinameki Yaprağı ,Yasemin Çiçeği

Dut yaprağı

Şimdi dut zamanı… Mutlaka bol bol tüketin. Çünkü dut, tamamen organik olan tek ürün. Bunun nedeni dut ağacında zararlı böceklerin barınmaması, yani böceklenmeyen tek yiyecek olması…Dutun faydaları da saymakla bitmiyor.
Önce beyaz dutun faydalarına bir göz atalım. Kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden çok zengin olan dut, ateş düşürücü etkiye sahip.

- Dutun en şaşırtıcı özelliği kanamalardaki etkisi. Taze dut yaprakları ile derideki yaralara ya da burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanama anında duruyor.

-Yapraklar aynı zamanda güçlü bir idrar söktürücü. Bunun için 15-20 gram yaprağı 3 su bardağı ile kaynatıp tüketin. Bu yaprak suyu aynı zamanda çok etkili bir ateş düşürücü. Vücutta biriken suyuda dut yaprakları atıyor.

-Dut aç karna yendiğinde bağırsakları çalıştırıyor ve temizliyor. Özellikle de bağırsak solucanları açısından öneriliyor. Çünkü aç karna yenen dut, bağırsak solucanlarını döküyor.

-Kansızlığın dermanı da dut… Dut ne şekilde tüketilirse tüketilsin çok iyi bir kan yapıcıdır.

- İştah artırıcı etkisi de olan dut aynı zamanda bir enerji deposu…

Karadutun faydaları da saymakla bitmiyor.

- Kara dut şurubu ya da kara dutun yaprak ve kabuklarının kaynatılması ile elde edilen sıvı ağız ve boğaz antisepsisinde, diş eti iltihaplarında birebirdir.

-Karadut çok güçlü bir antioksidan içeriyor. Bu da antioksidanlar da bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Kalbi koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici etkisi var.

-Karadut yorgunluk durumunda çok faydalı. Çünkü halsizliğe derman olurken, yorgunluğu da yok ediyor. Aynı zamanda uykusuzluğa da çare oluyor.

-Karadut kan basıncını düşürüyor, sindirim sistemindeki rahatsızlıkları da yok ediyor. Mide salgısını artırdığı tespit edilmiştir.

-Saçların ve özellikle de dişlerin güçlenmesi için mutlaka bol bol karadut tüketin. Saç ve diş dostu olarak biliniyor.

Farklı iklim ve toprak şartlarına adaptasyon kabiliyeti yüksek olan dut, hem ılıman hem de sub-tropik iklim şartlarında yetişebilen bir meyve türüdür. Dut’un genetik kaynaklarındaki geniş çeşitlilik dünyada geniş bir yetişme alanı bulmasını sağlamıştır

Yetiştiriciliği yapılan ve meyvesinden yararlanılan dut tip ve çeşitleri genel olarak Morus alba L. (beyaz dut), Morus nigra L. (kara dut ) ve Morus rubra L. (kırmızı veya mor dut) olarak adlandırılabilir.

Dutun Tıbbi Faydaları

İnternette ‘morus alba ‘ “beyaz dut” için verilen bilgiler şöyle:
Analjezik (ağrı kesici)
antihelmintik (parazit önleyici)
antibakteriyel (mikrop öldürürcü)
antitussive (öksürük kesici)
astringent (büzüştürücü, sıkıştırıcı,kan durdurucu)
diaphoretik (terlemeyi artırırcı)
diüretik (idrar söktürücü)
emollient (yumuşatıcı)
expektorant (balgam söktürücü)
hipoglisemik (kan şekerini düşürücü)
hipotansif (tansiyon düşürücü)
odontaljik (diş ağrısını giderici)
oftalmik (gözle ilgili)
pektoral (göğüs ve solunum yolu hastalıklarını iyileştirici)
purgatif (müshil)
sedatif (sakinleştirici)
tonik (kuvvetlendirici)

Netteki çeşitli Türkçe sayfalarda ise dutun yararları ile ilgili bilgiler başlıca şunlar:
“Beyaz dut yaprakları idrar söktürür, vücutta biriken suyu boşaltır.
Aç karnına yenen beyaz dut barsak solucanlarını döker.
Dutun taze yaprakları ile derideki yaralara ve burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanamalar durur.
Ne şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır.
Sabah aç karnına yenir ve üzerine su içilirse barsakların çalışması temin edilir.

Beyaz dutun 15-20 gr. yaprağı 3 su bardağı ile kaynatılırsa iyi bir idrar söktürücü olduğu görülür. Bu terkip aynı zamanda ateş de düşürür.
İştah artırır, enerji verir.
Kalsiyum, demir,B1,B2 ve C vit. yönünden zengin.
Karadut şurubu ya da karadutun yaprak ve kabuklarının kaynatılması ile elde edilen sıvı ağız ve boğaz antisepsisinde, diş eti iltihaplarında kullanılır.”


Montfort Üniversitesi uzmanlarından Gerry Potter : “Üzüm, dut ve yerfıstığında bulunan ‘resveratrol’ isimli molokülün pek çok ürünün bozulmasına yol açan mantarlara karşı savaştığını biliyorduk ama son yapılan araştırmalarda, bu maddenin vücutta kanser hücrelerini hedef alarak onları tahrip eden, kanser karşıtı bir unsura dönüştüğünü saptadık.” diyor.

dut yapraklarının faydası

… Japon araştırmacılar beyaz dut yapraklarının extrelerinde bir seri biyolojik olarak aktif bileşenler saptamışlar. Bu bileşenler, hücre paslanmasını önleyici (antioksidan) ve ateroskleroz (damar sertleşmesini)’u engelleyici ve damarlarda kolestrolden zengin plakların oluşumunu baskılayıcı etkiye sahipler.

Japonlar bu etkilerin sevindirici olduğunu ama dut yapraklarının bundan daha fazlasına da sahip olduklarını ileri sürüyorlar. Yaprakların aynı zamanda yüksek kan şekeri seviyelerini düşüren bileşiklere sahip olduğunu ileri sürmekteler. Bu bileşikler şekerlerin bağırsaktan emilimlerini sağlayan enzimleri baskıladıkları için şekerin kandaki seviyesi yükselemiyor.

İnternet üzerinden dut yaprağı özütleri ve dut yaprağı çayları başta şeker hastalığı ve olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde ilaç desteği olarak pazarlanıyor.

Dut yapraklarından yapılan çaylar beden ve zihin gevşetici, rahatlatıcı olarak kullanılıyor

Son yıllarda yapraktan elde edilen özütlerin elefantiyazis (fil hastalığı) ve tetanos tedavisinde de önemli sonuçlar ortaya çıkardığı bildirilmektedir.
2006 da yayınlanan bir çalışmada ise dutun beyin damarlarındaki tıkanıklıklar sonucu oluşan sinir tahribatını azalttığı ispatlanmıştır.

Ayrıca yara iyileşmesini ve epitelizasyonu hızlandırdığı,iltihaplamayı önleyici ve anti histaminik etkilere sahip olduğunu düşündüren deneyimler halk arasında da zikredilmektedir.

Dharmanda dutun debilite (zafiyet) durumlarında diğer destekleyicilerle birlikte besleyici, güçlendirici bir ilaç olarak yaygın olarak kullanıldığı; kansızlık, baş dönmesi,düşük libido gibi semptomları olan kişiler tarafından kullanılabileceği; vücut sıvılarını besleyip üretimini artırdığı; dolayısıyla göz kuruluğu olan ve gözlerini çok kullanan kişilerin dut suyu içtikleri takdirde görüşün güçlenebileceğinden bahsediyor.

Dharmananda bir sağlık meşrubatı olarak taze dut suyunun, son yıllarda ticari olarak üretildiğini ve Çin , Japonya ve Kore’de çok popüler olduğunu söylüyor.En ilginci ise orijinal dut suyunun hiçbir prezervatif madde (koruyucu) eklemeden,soğuk depolarda 3 ay, şişelendiği zaman ise oda sıcaklığında 12 ay tazeliğini koruması

Nilüfer Çiçeği

Su zambağı da denilen geniş yapraklı bir su bitkisidir. Sarı nilüfer çiçekleri ile beyaz nilüfer çiçekleri farklı etkilere sahiptir.
Nilüfergiller familyasından, Nymphaea ve Numphar cinsinden su bitkilerine verilen genel adır.Beyaz Nilüfer (Nymphaea alba): Göllerde, durgun sularda yetişen, rizomlu, çok yıllık otsu bir bitki. Yaprakları su üzerinde yüzücü, yuvarlak ve kalp şeklinde tabanlıdır. Çiçekler, Temmuz-Ağustos aylarında su yüzeyinde açar, büyük ve beyaz renklidir.

Sarı Nilüfer (Nuphar luteum): Beyaz nilüferle birlikte yayılış gösterir. Beyaz nilüferden, çiçeklerin sarı renkli ve beş parçalı olması ile ayırdedilir.

Nilüferin Faydaları: Nilüfer mikrop öldürücüdür. Çiçeğini koklamak uyku verir. Kalbi kuvvetlendirir. Kökleri kabız yapıcı etkisi nedeniyle ishale karşı faydalıdır. Ayrıca, sinirleri yatıştırır ve ağrıları dindirir
Beyaz nilüfer baş ağrısını giderir ve cinsel isteği arttırıcıdır.

Yetiştirildiği Yerler : Kuzey Amarika, Avrupa ve Asyanın batı ve orta kısımlarında yetiştirilir.

Güvem Meyvesi

Hünnapgiller familyasındandır. Anayurdu Güney Avrupa ve Anadoludur. Kuzey Anadolu bölgesinin dağlık yerlerinde yabanisi yetiştiği gibi, park ve bahçelerimizde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Genelde 2-3 m. boylanabilen çalı biçiminde ağaççık iken, kimi zaman 6-8 m.ye yükselen örneklerine de rastlanır. Yaprakları sivri uçlu, oval ya da yuvarlak biçimli ve parlak yeşil renklidir. Sarımsı beyaz renkli çiçekleri yazın açar ve 3-5 çiçeği bir arada bulunur. Olgunlaşan çiçekleri önce yeşil renkli yuvarlak meyveler verir.Sonbahara doğru sararan bu meyveler birçok kuşa yem olur.

Daha sonra iyice olgunlaşıp turuncu ve hatta açık kırmızı renge dönen 6-8 mm. çapındaki, tadı mayhoş ve biraz da acı olan meyveler bitkinin tohumunu taşırlar. Güneşli yerleri seven akdiken bitkisi, toprak yönünden seçici değildir. Tohumundan çoğaldığı gibi gövde çelikleriyle de üretilebilir.

Güvem bitkisinin meyve ve yapraklarında ramnoksantin ve lokain adı verilen maddeler ile antrakinon türevleri ve C vitamini bulunur.

Güvem Meyvesinin Faydaları:

* güvem bitkisi etkili ve kullanılması güvenli bir bitkidir
* İdrar söktürücüdür.
* Beden işlevlerim olumlu yönde değiştirici ve düzeltici etkisi de vardır.

Selam Otu

Maydanozgiller familyasındandır.
{Levisticum adı, Latince “rahatlatmak” anlamına gelen /evare’den gelir. Bitkinin bolca bulunduğu ve Ligurie diye adlandırılan Batı İtalya’daki yöreden geldiğini ileri sürenler de var. Offiönale ise, “tıbbi” demek.)
iki metre boylarında, içi boş, yuvarlak kesitli, dik, tepeye doğru dallara ayrılan yapıda, kırmızımsı-yeşil gövdeli, çok yıllık, güçlü, otsu bir bitkidir. 15 yıl kadar yaşayabilir.Gri-kahverengi renkli, hoş kokulu, beyaz renkli dallar çıkaran, kalın bir köksapı (rizom) vardır.

Derin, iki-üç parçalı, dişli kenarlı, tepeye doğru yaklaştıkça, küçülen ve sapsızlaşan, hoş kokulu yaprakları maydanoz un ki I eri andırır. Haziran-temmuz aylarında açan küçük çiçekleri, yeşilimsi sarı salkımlar halindedir. Bitkinin kahverengi tohumlan 6 mm uzunluğundadır.
Deniz seviyesinden 1300 metre yüksekliklere kadar olan yerlerde yetişir.
Güneşli, zengin bahçelerde üretilmesi mümkündür. Bunun için yaz biterken
tohumlar ekilir. Sonbaharda ya da ilkbaharda 60 cm’lik aralıklarla seyreltilir ya da şaşırtılır. Dipten koparılan dallarla da kolayca çoğaltılabilir.
Selam otu Anadolu ve Batı Asya kökenli bir bitki olmalıdır. 1S92'de İran’ın güneyindeki dağlarda yabani bir çeşidi bulunmuştur. Çok eski çağlardan bu yana kültürü yapılır.
Eski Yunanlılar ve özellikle Romalılar tarafından bilinir, sindirimi kolaylaştırmak üzere ağızda çiğnenirdi. Ünlü lezzet ustası Apicius (doğm. İÖ 25) onu sıcak ve soğuk bütün sosların içine katardı.
Yaşlı Plinius da (23-79) selam otunu bize över.
Orta Avrupa’da yüzyıllardır üretimi yapılan bitki, Fransa’ya 820 yıllarında keşişler tarafından sokulmuştur. Ortaçağ’da (5-15. yy) iyice ünlenerek kralların bahçelerinde yer almış, 17. yy’dan sonra rağbet azalmıştır.
Avusturya’da dini törenlerde, şeytandan ve hayatın fırtınalarından koruması için selam otu demetlerine şükranlar sunulur. Saint-Jean günlerinde hayvanlara süt içinde bu ottan verilir, kötü ruhları uzaklaştıran diye kırlarda oraya buraya selam otu konurdu. Sırbistan’da bitkinin kökünün genç kızları koruyacağına inanılırdı, Slovenya’da da sevgiyi cezp edeceğine.
Bitkinin bütün kısımları yoğun ve baskın bir koku salgılar; bu sebeple taze ya da kuru yaprakları, kökü ve meyveleri, kokulu bitki olarak, çok az miktarlarda kullanılır. Selam otunun bu kokusu açık biçimde, kereviz kokusuyla günlük kokusunu çağrıştırır. Yaprak sapları kereviz gibi sebze olarak; kökü toz haline getirilip biber olarak kullanılır.
Tohumu likör benzeri “hoşgeldiniz” içkilerine katılır. Övütülüp hamur işlerine, ekmek ununa eklenir. Salatalara, pilav ve pürelere girer. Yaprağı et ve tavuk yemeklerine, salatalara eklenir.
Kökü ince ince soyulup pişirilir.
Lezzeti çok güçlü olduğundan diğer lezzetleri bastırmaması için çok az miktarda kullanılır.
Meyvelerinden tek başına ya da kerevizle birlikte selam otu tuzu hazırlanır ve ekmeklere, tuzlu pastalara ekilir.
Almanya’da ve İsviçre’de, boğaz Iağrısını geçirmek üzere, bitkinin içi boş gövdeleri pipet gibi kullanılarak, sıcak süt 8 içilir.
Ayrıca selam otunun yapraklı gövdesi vazolara konarak dekoratif bir görüntü elde edilebilir.
Bitkinin bileşiminde yağlar, kumarinler, tanenler, asitler, reçineler, zamk ve C vitamini bulunur.
Tohumların ve toprak üstü kısımların sindirim kolaylaştırıcı, güçlü idrar söktürücü, spazm çözücü, gaz giderici, âdet düzenleyici, terletici, mikrop öldürücü etkileri vardır.
Tıbbi etkilerinden yararlanmak için çay olarak demlenip içilir.
Yorgunluğu giderici, uyarıcı, iştah açıcı, romatizma ağrılarını ve koku giderici etkileri de vardır. Bir zamanlar yorulan yolculara cesaret ve dayanma gücü vermesi için konakladıkları handa ayakkabıların içine bu ottan konurmuş.
Yapraklar çiçeklenme öncesinde, saplar ilkbaharda tazeyken, köklerse üç yıllık olduktan sonra toplanır.
Dikkat, böbrek rahatsızlığı olanlar ve hamile hanımlar kullanmamalıdır!

Deniz Yosunu Yaprağı

Yosun ( Moss / Mousse ) ; çiçeksiz bitkilerin suların üstünde ya da diplerinde bulunan bir çeşididir nemli ağaç gövdelerinden kayalıklara, kızgın çöllerden denizlere kadar çok çeşitli ortamlarda, kadife gibi yumuşak katmanlar ya da sık öbekler oluştururarak büyüyen bitki benzeri canlılardır.Yosunların yapıları kök, gövde ve yaprak organları hâlinde farklılaşmamıştır.Rizoyit adı verilen kısımlara sahip, klorofil içeren çiçeksiz sporlu bitkilerdir.yosunlar, hareketli, hareketsiz, bir hücreli ya da koloni hâlinde dallanmış ya da dallanmamış canlılardır.İpliksi, yapraksı, şeritsi, tüpsü, makroskobik ya da mikroskobik olabilirler.

Yosunlar, tıp, eczacılık ve sanayide kullanılmakta; Çin ve japonya gibi uzak doğu ülkelerinde besin maddesi olarak tüketilmektedir.

Faydaları : Yosunun sürüldüğü bölgeleri zayıflatıcı özelliği vardır. Yosun haşlaması bağırsak kurtlarını dökmek için yararlıdır. Yosun suyu ile saçlar yıkandığında saçları kuvvetlendirir.

Metabolizmanın işleyişini hızlandırıyor. Troid hormonundaki dengesizlikleri engellen maddeler içeren su yosunu, metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca, B vitamini, kalsiyum ve çinko içeren yosun; deriye, tırnaklara ve saça karşı etkili.

Sinameki Otu ve Sinameki Meyvesi

Sinameki nedir ve sinameki faydaları nelerdir? Sinameki otu güçlü müshil etkisiyle tanınan bir bitkidir. Kullanılan kısmı yaprak ve meyvesidir. Sinameki bitkisi ilaç sektöründe de kullanılmaktadır. FDA nın onayladığı bitkisel ilaçlardan biridir.Sıcak bölgelerde yetişir. Yüzlerce çeşidi olmasına rağmen genel olarak birkaç çeşidi kullanılır.Kabızlık sorunu için kullanılan sinamekinin en fazla bilinen türleri C. acutifolia ve C. angustifolia ‘dır.Yalanci sinameki (Colutea arborescens) ise yaprakları müshil özelliği taşımasına rağmen tohumları zehirlidir.

Sinameki yararları : Kabızlık sorununa karşı kullanılan müshil özelliği olan bir bitkidir.

Bağırsakları uyarır.

Bağırsağın peristaltik hareketlerini artırıcı etkisi vardır.

Yasemin Çiçeği:

Salkım şeklinde, güzel kokulu çiçekler açan bir bitkidir. Beyaz çiçekli yasemin tıbbi amaçla kullanılır.

Yasemin Çiçeğinin Faydaları: Romatizma, mafsal ve nikris ağrılarını giderici ve ateşi düşürücü etkileri ile faydalıdır. Ayrıca, sinirleri yatıştırır ve göğsü yumuşatır. İdrar söktürerek kabızlığı gidermeye yardımcı olur.

Mahlep

Diğer İsimleri :İdrisağacı, Prunus mahaleb, Rosaceae
Botanik Bilgi : Gülgiller (Rosaceae) familyasından, İdrisağacı olarak da bilinen kısa boylu bir çalıdır. Bazen de 8 - 10 m’ye ulaşan ve kışın yaprağını döken ufak bir ağaçtır. Genç sürgünleri tüylüdür.Yapraklar dairemsi veya geniş yumurta biçimindedir. Boyları 3 - 6 cm, kenarları dişli, alt yüzlerinde ana damar boyunca tüyler vardır. Güzel kokulu çiçekleri beyaz renktedir. Küçük, 5 - 6 mm büyüklüğündeki meyve olgunlaşınca siyah bir renk alır.Yetiştirildiği Yerler : Vatanı Avrupa ve Batı Asya’dır. Türkiye de ise Tokat, Niksar, Zile, Amasya, Çorum ve Mardin gibi dağ yamaçlarında,

kalkerli arazide rastlanır.Kullanıldığı Yerler : Kurutulan meyveleri baharat (Mahlep) olarak kullanılır. Özellikle hamur işi pastalara kendine has hoş bir koku vermektedir. Meyvelerin içindeki sert kabuklu tohumlar, yaygın biçimde baharat olarak kullanıldığı gibi ayrıca kuvvet verici, balgam ve idrar söktürücü ilâç ve afrodizyak olarak da değerlendirilir.

Faydaları :

İdrar söktürücüdür.

Tonik etkisi vardır.
Afrodiziyak olarak kullanılır.
Astım, balgam sökücü olarak kullanılır.

Prostat büyümesinde,

Şekeri düşürmede faydalıdır,

Cinsel gücü artırıcı etkisi vardır.

Kırmızı Mantar

Reishi nin Tarihçesi Ganoderma lucidum’un Japonya ve Çin’de 2000 yıllık folklorik bir geçmişi vardır. Yüzyıllar boyunca doğal bir sağlık ilacı olarak özellikle hepatopati, kronik hepatit, nefrit, hipertansiyon, eklem romatizması, kireçlenme, nevrasteni, uykusuzluk, bronşit, astım, ülser ve kanser hastalıklarında etkili bir şekilde kullanılmıştır (Thaithatgoon 1995, Ooi 2000).Simyayı ilk uygulayan Taocu rahipler 1.yy’da ölümsüzlük ve sonsuz gençlik için büyülerinin, iksirlerinin yapımında Ganoderma lucidum’u kullanmışlardır.Kimyanın ortaya çıkışı simyayla başladığına göre Şaman’larla beraber doğanın gücünü kullanarak hastalarını iyi etmeye çalışan bu kişiler günümüzde ilk doktorlar

olarak kabul edilmektedir.Çin seddini yaptıran Shih-Huang (M.Ö. 259-210) bu mantarı kullanan ilk imparatordur.

Tanrıların, imparatorların yiyeceği olarak kutsal kabul edilen Ganoderma lucidum ‘ un tıbbi etkilerinden dolayı o dönemlerde başkalarının tüketmeleri kesinlikle yasaklanmıştır. Hatta halktan birisinin Reishi’yi bulup imparatora götürdüğünde ödüllendirilirken, bulduğu halde saraya teslim etmemesi ağır şekilde cezalandırılma nedeniydi (Hobbs 1995, Halpern 2007).

Reishi’nin oldukça renkli bir geçmişi vardır. Efsaneye göre; ölümsüzlük mantarı ile ilgili şöhreti 23 yüzyıl önce Chin Hanedanlığı döneminde imparator Ti’nin kulağına gitmiş, bu imparatorun doğuya 300 güzel kadın ve 300 güçlü erkekten oluşan bir gemi filosunu Reishi toplamak üzere mantarın bol yetiştiği bir adaya gönderdiği söylenmektedir. Ancak gemi batar ve kazazedeler adaya çıkarak geri dönemezler ve yeni bir ulus oluştururlar . Bu ülke Japonya’dır!

Bununla beraber, Reishi’yi ünlü Çin’li Budist Jian Zhen He Shang’ın M.S. 753 yılında Japonya’ya götürdüğü söylentiler arasındadır (Anonim 2005, Halpern 2007).

Uzak Doğu ülkelerinde koruyucu bir tılsım olarak bir evi veya kişiyi kötülüklerden koruduğuna inanılan Reishi Yuan Hanedanlığında (1280-1368) Çin’in süsleme sanatında yer almış, birçok mobilya, halı, mücevher, parfüm şişesi, bina dekorasyonlarında kullanılmıştır (Wasser ve Weis1999, Wasser 2005).

Çin’de 2 tane meşhur doğa tarihi ve tıp kitaplarında; Shen Nang Ben Cao Jin (M.S. 25-220) ile Ming Hanedanlığı döneminde Ben Cao Gang Mu (M.S. 1368-1644) Reishi’den uzun yaşamanın sırrı olarak kalbe faydasından bahsedilmiş ve 6 tipi belirtilmiştir (Hobbs 1995, Chiu ve ark. 2000 ).
Kaynak: Yrd.Doç.Dr.M.Ertuğrul İlbay, 2008, Ganoderma lucidum REISHI

Reishi Mantarı olarak bilinen Ganoderma lucidum ileri ülkelerde solunum yolları problemlerinin çözücüsü olarak tanınmaktadır. Çünkü kronik bronşit olan 2000 Çinli hasta üzerinde yapılan ve “Herbs for health Jan-Feb 97” dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, iki hafta süreyle Ganaoderma lucidum (Reishi) çayı içen bu hastaların %60–90’ nın kendilerini daha iyi hissettikleri ve iştahlarının artığı bulunmuştur.

2000 yılı aşkın süreden beri, Çin ve Japon halklarının sağlıklı yaşam ve uzun ömür için kullandığı Reishi Mantarı, özellikle karaciğer bozuklukları, kanser, artrit ve hipertansiyon gibi rahatsızlıklar için tercih edilmiştir. Günümüzde insanlarla yapılan araştırmalarda da Ganoderma lucidum (Reishi) un antiallerjik, antiemflamatuar, antiviral, anti bakteriyel ve özellikle antioksidant (yaşlanmayı geciktirici ) özellik taşıyan bileşikler içerdiği bulunmuştur. İn vitro testlerle, kanser tümörlerine karşı Ganoderma lucidum (Reishi) bileşenlerinin etkili olduğu gösterilmekle kalmayıp, Ganoderma lucidum (Reishi) dan izole edilen ve Ling zhi -8 adı verilen bir proteinin, transplant reddini engellediği de gösterilmiştir.

Ganoderma lucidum (Reishi) metabolik ve psişik yorgunlukları, (kendini hasta hissetme veya mutsuzluk gibi ) yaşam sevincine ve sağlıklı bir psikolojiye dönüştürmede, büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Herkes (Hemofili şikâyetleri olanlar hariç) günlük 1–2 gr lık dozlar halinde Reishi kullanarak çay hazırlayabilir. Bağışıklığını güçlendirme, fiziksel canlılığını koruma, geliştirme ve her türlü asabi yorgunluktan korunabilme yönünde, kendine yüksek düzeyde yardımcı olabilir.